Tüketici Danışma Hattı:

  (+90) 216 455 12 69 

 

 

  bilgi@evamaree.com

A

AdipositlerADİPOSİTLER:

Derinin en alt takabası olan hipodermiste bulunan yağ hücreleridir. Lipid damlacıkları denilen organeller içinde yer alır. Organizmanın kullanmadığı fazla besinleri yağ olarak saklayan hücrelerdir.

ADİPOGENESİS:

Hipodermiste bulunan öncül preadiposit hücrelerinin farklılaşarak lipid depolayan adipositlere dönüşmesi prosesidir.

APOKRİN TER:

Apokrin ter bezleri tarafından üretilen salgıdır. Bez hücresindeki salgı, hücrenin uç bölgesinden, bir kısım stoplazma ile birlikte atılır. Kıl şaftından cilt yüzeyine hareket eder. Üretildiğinde kokusuzdur. Oksijenle temas ettiğinde kötü koku yayar.

 

 

Apokrin Ter BeziAPOKRİN TER BEZİ:

Apokrin bezler meme başı, koltuk altı, memenin areolası, anus çevresi, genital bölge ve gözkapaklarında bulunur. Epidermisten gelişir.Salgıları baz yapısındadır ve glomerül bir kanal yardımıyla kıl folikülüne açılır. Dallı alveoler bezlerdir. Üretimleri sınırlıdır. Duygular ve stres tarafından uyarılırlar.

Bu bezler sempatik (adrenerjik) sinir sistemi ile yönetilir.Üretildiğinde kokusuzdur. Oksijen ve havadaki enzimlerle temastan sonra kötü koku yayabilirler.

 

Apokrin Ter BeziANTİOKSİDAN:

Antioksidanlar, başka moleküllerin oksidasyonunu engelleyen moleküllerdir. Oksidasyon reaksiyonu sonucu serbest radikal oluşumu gerçekleşir. Oluşan bu serbest radikaller de zincirleme bir reaksiyon başlamasına neden olur. Hücre içinde oluşan bir zincirleme reaksiyon da, hücrede deformasyonu ya da hücrenin ölümü ile sonlanır. Bu da yaşlanma dediğimiz süreci hızlandırır.

Hücreleri ve organ sistemlerini reaktif oksijen türlerine karşı korumak ve oksidasyon reaksiyonunu engellemek için insanlarda son derece ileri ve karmaşık bir antioksidan koruma sistemi gelişmiştir. Bu sistem, serbest radikalleri etkisiz hâle getirmek için karşılıklı ve sinerjik olarak çalışan iç ve dış kaynaklı çeşitli bileşenler içerir. Bu bileşenler arasında askorbik asit (C vitamini), tokoferol ve tokotrienoller (E vitamini), karotenoidler ve düşük molekül ağırlıklı bileşikler (glutatyon ve lioik asit vb.) gibi besin ögesi kaynaklı antioksidanlar da yer almaktadır.

B

Bazal Germinatif KatmanBAZAL GERMİNATİF KATMAN:

Epidermisin en içerideki tabakasıdır. Uzun, silindirik hücrelerden oluşan bir yapıdır. Büyük, oval çekirdekleri vardır. Merkel hücrelerini, melanositleri ve keratinositleri de içerir. Bu tabaka keratinositlerin cilt yüzeyine çıkmadan önce bölündükleri yerdir. Bazal germinative tabaka epidermal yenilenmede önemli rol oynar.

C

CiltCİLT:

Cilt vücudu kaplayan ve dış dünyadan koruyan bir organdır. Kalınlığı 0.5 mm'den (göz kapakları) 5 mm'ye (ayakların altı) kadar değişir. Cildin kesitinin mikroskop altında incelenmesi sonucu 3 tabakasının olduğu ortaya çıkar: epidermis, dermis ve hipodermis.Cilt, vücudun yaşamamız için gerekli fonksiyonları gerçekleştirmesini sağlar. (vücut sıcaklığının korunması, hislerin algılanması, bağışıklığın sağlanması ve D vitamini sentezlenmesi gibi)

Cilt GözeneğiCİLT GÖZENEĞİ:

Epidermiste bulunur.Saç, kıl, yağ bezi ağızları,apokrin ter ve ölü cilt hücrelerinin cilt yüzeyindeki çıkış kanallarıdır.

 

Cilt YağıCİLT YAĞI:

Salgılarına sebum adı verilir.Cilt yağı dermiste üretilen lipitlerin bileşiminden oluşan bir yapıdır. Cilt yüzeyine pilosebaküs foliküllerin gözeneklerinden ulaşır. Cilt yağı cilt yüzeyindeki ter ile birleşerek normalde epidermisi saran ve dehidrasyona karşı savaşan hidrolipid filmi oluşturur. Böylece cilt yağı saç ve vücut kılları için doğal kayganlaştırıcı görevi görür ve cilt bariyerine katkı sağlar.

D

DeriDERİ:

Deri vücudu kaplayan ,dış etkenlere karşı koruyan belli başlı bir organ olarak çok çeşitli görevlerle yükümlüdür. Embriyonal yaşamda ektoderm ve mezodermden köken alan deri; epidermis, dermis ve hipodermis tabakalarından oluşur. Derinin bu tabakalarının kalınlıkları bölgesel olarak farklılıklar gösterir. Avuç içi ve ayak tabanında epidermis en kalın olup, yaklaşık 1.5 mm’dir. Göz kapaklarında ise en ince olup, yaklaşık 0.05 mm kalınlığındadır. Dermisin kalınlığı ise ortalama 1-3 mm’dir. Dermis sırtta en kalın olup, kalınlığı üzerindeki epidermisin 30-40 katıdır. Deri altı yağ tabakası karında ve kalçalarda en fazladır. Derinin görevleri: koruma (iç ve dış etkenlere karşı), emilim, depolama, duyumsama, Vitamin D sentezi ve statik elektriğin boşaltılması vs. gibi yaşamsal fonksiyonlardır.

DERİ YAŞLANMASI:

Deri yaşlanmasında intrensek (içsel) ve ekstrensek (dışsal) olmak üzere iki temel süreç vardır: İçsel süreç kişinin genetik alt yapısının belirteci olup, kronolojik yaşa bağlı olarak gelişmektedir; kaçınılmazdır ve engellenemez. Dışsal yaşlanma ise sigara, aşırı alkol kullanımı, yetersiz beslenme, güneş ışınları ve olumsuz çevresel faktörler gibi nedenlere bağlı olarak gelişir; kişisel önlemlerle engellenebilir ya da yavaşlatılabilir. ‘Erken yaşlanma’ tanımı dışsal yaşlanmayı ifade etmekte olup, %80’inin ultraviyole (UV)’ye bağlı olduğu bildirilmiştir.

Dermal PapillaDERMAL PAPİLLA:

Dermal papillalar dermo-epidermal bileşkedeki çıkıntılardır. Her kıl folikülünün tabanında, büyüme fazında bulunur. Normal kıl foliküllerinde,dermal papilla sağlıklı ‘’armut’’ şeklindedir ve son derece aktif bir hücre içerir.Bu hücreler mezenşimal kökenli olup, epidermisten folikül gelişimini indükleme ve kıl şaftı veya kıl fibrili üretebilme yeteneğine sahiptir.

 

DermisDERMİS:

Epidermis ve hipodermis arasındaki ara doku olan dermis; fibroblastlar, kolajen lifler, elastin lifler ve diğer yapısal molekülleri çevreleyen jelden meydana gelir. Dermisin kalınlığı çocukluk ve gençlik döneminde artar ve durur. 50 yaşından sonra azalır. Dermisin iki tabakası vardır: papillar dermis ve derin retiküler dermis. Büyük oranda vaskülerize olmuştur ve beslenmede önemli rol oynar. Dermis aynı zamanda termoregülasyon, yaraların iyileşme süreci ve atıkların vücuttan uzaklaştırılmasına (üre içeren ter formunda) yardımcı olur.

Dermo-Epidermal BileşkeDERMO-EPİDERMAL BİLEŞKE:

Dermisi epidermisten ayırır. Tendonlu yapısı zamanla düzleşir. Farklı bileşenlerden oluşur. Ana bileşen zemin membranı olarak bilinir. Dermo-epidermal bileşkenin 3 ana amacı vardır: epidermise mekanik destek sağlar, dermis ve epidermis arasında temas kurar, bariyer ve seçici filtre görevi görür.

E

Ekrin Ter BeziEKRİN TER BEZİ:

Ekrin ter bezleri ana ter bezleridir. %90'ı su olan ter üretir. Bu ter renksiz ve kokusuzdur çünkü az miktarda bakteriler tarafından parçalanabilir organik madde içerir. Ekrin ter bezleri, teri cilt yüzeyinden bırakır.

 

ElastinELASTİN:

Fibroblastlar tarafından üretilen, aynı çapta bir lastik banttan 5 kat daha elastik lif üretebilen bir proteindir. Elastin lifleri kolajen liflerin çevresinde bulunur. Cilde elastikiyet ve gerilebilme yeteneği sağlar. Bu lifler fibrilinden oluşan mikrofibril demetlerinin birleşmesiyle meydana gelir.Dermal liflerin sadece %5-10'undan oluşur ama cilt elastikiyeti için temeldir.

EPİDERMAL LİPİT:

Epidermal lipitler, deriden suyun buharlaşmasını engelleyen ve suyun deride tutulmasını sağlayan yapılardır. Canlı ve ölü epidermisin toplam kuru ağırlığının %10-14’ünü oluşturmaktadır. Epidermal lipitlerin hücreler arasındaki yerleşimi, sıvı kristal özellikte çifte tabaka oluşumuna neden olmaktadır. Bu yapının, yaklaşık %50’si seramitlerden, yüzde %25’i kolesterolden ve %25’i yağ asitlerinden oluşmaktadır.

Epidermal RidgeEPIDERMAL RIDGE (SIRT):

Dermo-epidermal bileşkeye girer ve dermal papilla ile birleşir.

 

 

EpidermisEPİDERMİS:

Dermisi kaplayan cildin en üst katmanı. Genelde kağıt kalınlığındadır ama daha kalın da olabilir. Epidermal ridge ve dermal papillalar dalgalı bir görünüm kazandırır. Dermo-epidermal bileşkenin üzerinde 4 hücre tabakasından oluşur: bazal tabaka, Malpigi tabakası, granüler tabaka ve stratum corneum. (hidrolipit film ile kaplı) Cilt %90 keratinositten meydana gelmişse de melanosit ve Langerhans hücresi de içerir. Epidermiste kan damarı yoktur, hücreler dermisten difüzyon ile beslenir.

F

FibroplastFİBROBLAST:

Elastin ve kolajen liflerini salgılamadan sorumlu dermisteki hücreler. Cildin temelini oluşturan glikozaminoglikanı da üretir. Lif matriksinin içinde bulunur ve ürettikleri liflere bağlı kalırlar. Fibroblast sayısı yaş arttıkça azalır. Üretkenlikleri düşer ve hücreler arası matrikste daha az makromolekül olmasını sağlar. Böylece destek dokusunun yoğunluğu azalır ve sarkmaya eğilimli hale gelir.

 

FLAVONOID:

Flavonoidler vücutta üretilen veya dışarıdan gelen serbest radikallerin oksitleyici (yaşlandırıcı) zararlarına engel olan güçlü birer antioksidandır.

FOSFOLİPİT:

Fosfolipitler hücre membranlarının başlıca bileşenlerindendir. Fosfatidilkolin ile sfingomiyelinin, plazma ile eritrositler arasında önemli miktarda alışverişi olmaktadır. Lipoproteinlerin yapısında bulunan bu fosfolipitler amfipatik özelikleri nedeniyle, trigliserid ve kolesterol esterleri gibi polar olmayan lipitlerin plazmada çözünür halde tutulmasına neden olur. Fosfolipitler, trigliseritler ve kolesterol esterler vücutta serbest formda bulunarak hücre zarına esneklik kazandırırlar.

G

GlikoproteinlerGLİKOPROTEİNLER:

Elastin ve kolajen liflerini salgılamadan sorumlu dermisteki hücreler. Cildin temelini oluşturan glikozaminoglikanı da üretir. Lif matriksinin içinde bulunur ve ürettikleri liflere bağlı kalırlar. Fibroblast sayısı yaş arttıkça azalır. Üretkenlikleri düşer ve hücreler arası matrikste daha az makromolekül olmasını sağlar. Böylece destek dokusunun yoğunluğu azalır ve sarkmaya eğilimli hale gelir.

 

GLİKOZAMİNOGLİKANLAR:

Glikozaminoglikan (GAG)’lar, bir protein çekirdeğe bağlı tekrarlanan disakkarit birimlerden oluşan, polisakkarit zincirlerden yapılmıştır. GAG’lar kendi hacimlerinin 1000 kat fazlası suyu bağlayabilme özelliklerinden dolayı önemli moleküllerdir. GAG ailesinin hiyaluronik asit (HA), kondroitin sülfat ve dermatan sülfat gibi birçok üyesi bulunmaktadır. Yaşın ilerlemesiyle HA miktarında azalma sonucu kolajen ve elastin ilişkisinin bozulması ve su bağlama kapasitesinin azalması görülmektedir. Bu durum da kırışıklık ve esneklik kaybı gibi değişikliklerle sonuçlanır.

Granüler TabakaGRANÜLER TABAKA:

Granüler tabaka stratum corenum'un altında bulunur. Ciddi miktarda düzleşmiş ve çekirdekleri bozulma evresinde olan 3-5 hücre tabakasından oluşur. Granüler görünümün sebebi keratohyalin granülleri ve keratinozomlardır. Keratinozomlar vücudun temelinin oluşumunda rol oynar. Keratohyalin, keratini daha dirençli hale getirir ve NMF'yi (doğal nemlendirme faktörü) oluşturan aminoasitlere ayrılır.

H

Hidrolipit FilmHİDROLİPİT FİLM:

Cildin yüzeyinde her zaman doğal olarak bulunan su ve lipit bileşenleri.

HİYALURONİK ASİT:

Cildin doğal yapısında bulunan bir şeker molekülüdür. Ciltteki su oranını yükselterek su kaybını önler. Ağırlığının 1000 katı kadar su tutma özelliğine sahiptir. Cildimiz yaşlandıkça Hyaluronik Asit üretimi azalmaktadır. Dermal Hyaluronik Asit 2 - 10 KDalton molekül ağırlığına sahiptir ve en küçük yapılı Hyaluronik asit moleküldür, dermis tabakasına kadar inebilir. Epidermal Hyaluronik asit 500 KDalton molekül ağırlığına sahiptir ve epidermis tabakasına kadar inebilir. En büyük molekül ağırlığına sahip olan Hyaluronik asit 1500-2000 KDalton molekül ağırlığındadır ve cildin sadece en üst tabakasında kalarak humerktan görevi görür.

HipodermisHİPODERMİS:

Adipoz doku (adipositler veya yağ hücrelerinden oluşan) ve ara doku ile meydana gelen cildin en içteki tabakası. Hipodermis kalınlığı vücudun hangi bölgesinde olduğuna bağlıdır. (alında ince, basenlerde kalındır) Vücut ağırlığının %15-30'unu oluşturur. (ortalama 8-20 kg) Hipodermisin ana rolü vücut için enerji rezervleri stoklamaktır. Dermis ve altındaki hareketli parçalar (kaslar, tendonlar, vs...) Organizmayı şoktan korur ve termal bir ceket gibi davranır. Adiposit lobülleri arasındaki bağlantılar zamanla yok olur ve dokular sarkar. Böylece cilt yoğunluğu kaybolur.

Hücre Dışı MatrixHÜCRE DIŞI MATRIKS:

Fibroblastlar tarafından salgılanan hücre dışı matriks kolajen, elastin lifleri ve glikoproteinlerden meydana gelir.

İ

İN-VİTRO:

Kelime anlamıyla “camda” anlamına gelir. Biyokimyasal bir işlemin canlı bir organizmada değil de tüp ve benzeri yerde gerçekleştiğini gösterir.

İN-VİVO:

Kelime anlamıyla “camda” anlamına gelir. Biyolojik veya kimyasal bir işlem veya reaksiyonun yaşayan bir hücre, organizma, hayvan veya insanda gerçekleştirildiğini gösterir.

K

KapilirlerKAPİLERLER:

Tüm dokularda karmaşık ağlar halinde bulunan çok dar kan damarları. Kapilerler, tüm gaz ve besin geçişlerinin olduğu ve atıkların yok edildiği bölgelerdir.

 

KeratinKERATİN:

Lifli, sülfürce zengin ve suda çözünmeyen, çok dirençli bir protein. Epidermis içinde keratin, cilt yüzeyine paralel lif topluluğu olarak bulunur.

KeratinositKERATİNOSİT:

Epidermis ve kıl foliküllerinin en büyük bölümünü oluşturan bu hücreler, stratum corneum veya kıl şaftındaki keratin sentezinden sorumludur. Keratinositler epidermisin bazal tabakasında oluşur ve burada bölünerek çoğalır. Cilt yüzeyine çıkarken lipit, NMF ve keratin üretirler. Bu süreçte keratinositler düzleşir, çekirdeklerini kaybeder ve ölür. Sonraki evrelerde bu hücreler korneosit olarak bilinir.

KeratinozomKERATİNOZOM:

Keratohyalin granülleri içinde bulunan bir madde, keratinin kökeni.

 

KırışıklıkKIRIŞIKLIK:

Yaşlanma, kilo kaybı, UV ışınlarına maruz kalma, vs… sonucu oluşan ciltteki kat izleri.

 

 

KolajenKOLAJEN:

Dermiste fibroblastlar tarafından üretilen büyük bir proteindir. Yüz ya da daha fazla amino asidin üçlü zinciri ile üçlü bir sarmala benzer. Cildin ve aynı zamanda kemikler ve dişlerin ana bileşenidir. Doku hücrelerinin aralarındaki boşlukları dolduran, son derece esnek yapıdaki bu lifsi protein yaş ilerledikçe esnekliğini kaybetmeye başlar.

KorneositKORNEOSİT:

Korneositler son evresinde keratinositlerdir. Biyolojik olarak ölü, çekirdeksiz hücrelerdir.

 

 

Krause CisimciğiKRAUSE CİSİMCİĞİ:

Sıcaklığa duyarlı termoreseptörlerden soğuğa karşı hassas gruptan bir cisimcik. En küçük reseptördür.

L

Langerhans HücreleriLANGERHANS HÜCRELERİ:

Bağışıklıktan sorumlu yıldız şekilli, epidermiste bulunan bir hücredir. Hareket yeteneği vardır ve yabancı molekülle karşılaştığında diğer savunma hücrelerini uyarabilir. Bu açıdan bir "muhafız" görevi görür. Langerhans hücreleri fagositoz yapabilir, yani virüs gibi yabancı maddeleri yok eder. Bazı lenfositlerin üretimini de uyarabilir. Ancak yoğun ve devamlı UV ışınına maruz kalma, bağışıklık yeteneklerini kötü yönde etkiler.

LİPİT:

Yağ, yağ asitleri ve sebum içeren, hem bitkiler hem de ciltte bulunan çok çeşitli maddeye denir. Cilt bakım ürünlerinde, bunlar yumuşatıcı ve kalınlaştırıcı ajanlar olarak kullanılırlar. Cilt yüzeyinin içerdiği lipitlere miktar olarak bakıldığında en çok trigliseritler, sonra da sırasıyla yağ asitleri, kolesterol esterleri ve kolesterol gelmektedir. Bu lipitler epidermisin önemli bir parçası olup, zararlı bakterilerin girişinin önlenmesinde rol alırlar. Lipitler, hücrelerin nemli kalmaları için ve enzimlerin çalışabilmeleri için DNF (Doğal Nemlendirici Faktör)’nin asıl ihtiyacı olan hücre içinde tutulabilmesine yardımcı olmaktadır.

LİPOFİLLİNG:

Yağ enjeksiyonu (lipofilling) çökme, erime ya da yaşlanmaya bağlı olarak yer değiştirme sonucu ortaya çıkan yumuşak doku deformitelerinin düzeltilmesinde, kırışıklıkların tabanının doldurulmasında uygulanan bir gençleştirme yöntemidir. Yağ enjeksiyonu göz çevresi,elmacık kemiklerinin üstüne, yanaklara,ağız çevresine, çeneye, dudak ve alına, gövdede doğuştan ya da sonradan oluşan çökük bölgelere uygulanabilir.

M

Malpigi TabakasıMALPİGİ TABAKASI:

Epidermisin granüler tabakasının hemen altında bulunur. Keratinositler, melanositler ve sinir uçlarından oluşur.

 

Meissner CisimciğiMEISSNER CİSİMCİĞİ:

Epidermisin granüler tabakasının hemen altında bulunur. Keratinositler, melanositler ve sinir uçlarından oluşur.

 

MelaninMELANİN:

Melanositler tarafından üretilen doğal bir pigment. Cilt, saç, kıl ve göz rengimizden sorumludur.

 

 

MelanositMELANOSİT:

Epidermisin granüler tabakasının hemen altında bulunur. Keratinositler, melanositler ve sinir uçlarından oluşur.

 

Merkel HücreleriMERKEL HÜCRELERİ:

Titreşimsel hisleri algılar. Cildimize temas eden cisimleri, dokularını ve şekillerini belirlememize yardımcı olur.

 

 

MUKOZA:

Bazı iç organların iç yüzeylerini kaplayan ve salgı üreten doku tabakası mukoza olarak adlandırılır. Mukozalar için en iyi örneklerden birisi oral mukozadır. Oral mukoza, epidermis ve lamina propria’dan oluşur.

N

NMF (Doğal Nemlendirici Faktör)NMF (DOĞAL NEMLENDİRİCİ FACTOR):

Stratum corneum hücrelerinde bulunan bu kompleks çok iyi su tutma yeteneğine sahiptir. Bu yüzden cildi nemli tutma konusunda büyük rol oynar.

P

Papiller DermisPAPİLLER DERMİS:

Dermis yüzeyel kısmı dermo-epidermal kavşakta dalgalanmaların oluşturduğu çeşitli epidermal sırtlar arasındaki bulundu. Esnek ve retikülin liflerin çok sayıda gevşek bağ dokusu oluşur. Ayrıca, küçük kan damarları (kapilar) ve sinir uçlarının açısından zengindir.

 

 

 

pH:

Derinin fizyolojik pH değeri yaklaşık 5.5’tir. Deride bulunan tamponlayıcı maddeler, kutanöz pH değerini sabit düzeyde tutulmasına yardım ederler. Az miktarda asidik veya alkali ajanlar topikal olarak uygulandığında da nötralizasyon sağlayarak, irritan etkileri azaltırlar. Derinin tamponlama kapasitesi genelde laktik asit/laktat sistemi ile oluşturulur.

Polisebase FolikülPOLİSEBASE FOLİKÜL:

Pilosebase folikül kıl folikülü ve yağ bezinden oluşur. Az çok atrofiye uğramış bir kıla bağlıdır. Vücutta farklı tiplerde kıl vardır. Kafada kıl folikülleri saç derisi seviyesinden 4 mm. içeriye kadar uzanır ve yağ bezleri küçüktür. Yanaklardaki sakallar daha incedir. Yüzeyden 2 mm. içeriye kadar uzanır ve yağ bezleri daha büyüktür. Burun kılları, çene ve şakaklarda bulunan kıllar ise çok daha incedir. Gözle zor görülür ama yağ bezleri son derece büyüktür.

PROTEİN:

Proteinler, vücudun en küçük yapı taşı olan hücrelerin ana maddesidir. Bir veya birden çok polipeptid zincirden oluşmuş polimerlerdir. Hücrelerdeki bütün biyolojik faaliyetlerde görev alırlar. Hücrelerin yapı taşı olan proteinler, aminoasitlerin bir araya gelmesinden oluşmuşlardır. Proteinler kemikten saça, kandan beyine tüm dokularda bulunurlar; dokuların yenilenmesinde ve onarımında kullanılırlar. Çeşitli enzimler, hormonlar ve salgılar protein yapısındadır. Görevleri arasında; Enzimlerin yapısına katılarak yıkım ve yapıma yardımcı olma, vücudu yabancı maddelere ve mikroplara karşı koruyan antikorlar üretme, vs… yer alır.

R

Retiküler DermisRETİKÜLER DERMİS:

Yoğun bağlayıcı dokudan oluşmuştur. Kolajen ve elastin lifleri birbirinin üstünden geçmiş şekilde cilt yüzeyine paraleldir. Burası aynı zamanda ter bezlerinin de bulunduğu yerdir. Ekrin, apokrin ter bezleri ve kıl folikülleri. Bu vaskülerize olmuş tabaka bol miktarda sinir içerir.

Ruffini CisimciğiRUFFİNİ CİSİMCİĞİ:

Sıcağa karşı hassas gruptan bir termoreseptör. Basınç ve acıya da duyarlı olduğu için, mekanoreseptör olarak da sınıflandırılabilir.

S

SaçSAÇ:

Keratinden oluşan bir liftir. Kıl folikülleri tarafından üretilir.

 

Saç ŞaftıSAÇ ŞAFTI:

Kılın bulunduğu epidermisteki çukur. Epidermisi bir açıyla penetre eder ve cildin derin tabakalarına ulaşır.

 

SebumSEBUM:

Dermisteki yağ bezleri tarafından üretilen ve salgılanan lipidlerin komplex bir karışımıdır. Pilosebaceous foliküllerin gözenekleri boyunca cildin yüzeyine ulaşır. Sebum dehidrasyona (su kaybı) karşı korumaya yardımcı olmak için genellikle epidermis kapsayan hidrolipidik film üretmek için cildin yüzeyinde ter ile birleşir. Sebum böylece saç ve vücut kıllarında doğal bir yağlanma sağlar ve aktif bir engelleyici olarak cildin görevine katkıda bulunur.

SeramitSERAMİT:

Ciltte ve saçta doğal olarak bulunan spesifik bir tür lipit. Vücudun dahili "temeli"nin bir parçası olarak bariyer görevi görürler ve nemi düzenlerler.

 

 

Serbest RadikallerSERBEST RADİKALLER:

İç ve dış etkenlerle cilt dokusunda oluşan ve sabit olmayan moleküler parçacıklardır. Serbest radikaller, hücrelere saldırarak yapılarını bozarlar.

 

 

 

Sinir UçlarıSİNİR UÇLARI:

Hem sıcak ve soğuğa duyarlı termoreseptör olarak, hem de acıya duyarlı nosiseptör olarak görev görürler. Vücudun "muhafız"ları gibidir. Cildin bütünlüğüne zarar verecek bir dış etken gördüklerinde, bu reseptörler organizmayı uyarmak için nörotransmiter salgılarlar.

Spinoz TabakaSPİNÖZ TABAKA:

Epidermisin 4 tabakasından biri olan spinöz tabaka suprabazal keratinositlerden oluşmaktadır. Hücre yapısı keratin granüller sayesinde daha sert ve daha güçlü bir mekanik direnç sağlar. Suprabazal keratinositlerin ileri farklılaşma evresinde olmaları, bazal hücrelerde olmayan ürünlerin(örn. Şeker kompleksleri ve kan grubu antijenleri gibi) boyanmasını mümkün kılmaktadır. Sitoplazma involukrin, keratolinin ve lorikrin gibi daha alt tabakalarda bulunmayan proteinleri içermektedir. Bu proteinler, stratum korneumda kendi aralarında çapraz bağlanarak bu tabakayı sağlam kılmaktadır.

STRATUM BASALAE:

Epidermisin en iç tabakasıdır. Dikey olarak sıralanmış prizmatik epitel hücrelerden meydana gelmiştir. Epidermisin yenilenmesini sağlayan tabakadır. Stratum Basalae hücreleri devamlı olarak bölünmeye uğrar. Bölünen hücreler 3 – 4 hafta içinde Stratum Corneumda yer alarak vücuttan atılırlar.

Stratum CorneumSTRATUM CORNEUM:

Stratum corneum, "cildin cildi" olarak düşünülebilir. Epidermisin en dış tabakasıdır. Ölü, tamamen düzleşmiş, çekirdeksiz hücrelerden oluşur. Vücudun dış dünya ile arasındaki son bariyerdir ve vücudu dış etkenlerden korur. Stratum corneum cildi nemlendirme görevinde çift etkilidir: harici olarak kreatinize olmuş stratum corneum hücreleri hidrofobik bariyerimizi oluşturur. Dahili olarak, NMF (doğal nemlendirme faktörü) sayesinde nemi korur (ciltteki suyun buharlaşmasını engelleyerek).

STRATUM GRANULOSUM:

Üstteki tabakalardan çok alttaki canlı hücrelere olan benzerliği ile dikkat çeken bir tabakadır. Stratum Granulosum tabakasını meydana getiren hücreler granüler ve poligonal olup çekirdekleri buruşuktur. Keratinizasyonda önemli bir rol oynar. Keratohyalin granülleri bu tabakada görülür. Bu granüller bakır veya kalsiyum olduğu sanılan metalik bir madde içermektedir. Bakırın nasırlaşmayı katalize edici bir element olduğu bilinmektedir.

STRATUM LUCIDUM:

Stratum Corneum’un hemen altındaki tabakadır. Bu tabakadaki hücre dizilişi genellikle sıralı ve düzgündür. Bu tabaka ince bir zar görünümündedir. Stratum Lucidum özelliklerinin tamamı henüz bilinmemekle birlikte bol miktarda sülfür içeren ve keratin sentezinde kullanılan aminoasitleri içerdiği düşünülmektedir.

Stratum SpinosumSTRATUM SPINOSUM:

Epidermisin kolon, küp ya da iğ şeklinde uzadığı hücrelerdir. Hücreler alt kısımlarda polihedraldir, üstlere doğru çıktıkça yassılaşırlar. Bunlara mozaik hücreler de denir. Bulundukları bölgeye göre büyüklük ve kalınlıkları değişmektedir. Her hücrenin protein yapısında sayısız fibriller bulunur.

V

Vater-Pacini CisimciğiVATER-PACİNİ CİSİMCİĞİ:

Bu cisimcik yavaş uyum sağlayan bir mekanoreseptördür. Yoğun ve derin titreşim hislerini algılar. Cilt gerildiğinde veya aşırı basınç uygulandığında devreye girer.

Y

Yağ BeziYAĞ BEZİ:

Kıla bağlı cilt uzantısı. Cilt yağı üretmekten sorumludur. Yağ bezinin boyutu bağlı olduğu kılın boyutu ile ters orantılıdır. Yağ bezleri, bağlı olduğu kıla göre 3 kategoriye ayrılır: Küçük, büyük ve aşırı büyük yağ bezleri.

Eva Marée Lip Maximizer © 2018

Powered by  ibc ajans